Ankara Üniversitesi SBFİHM - İltica Yasa Tasarısı Değerlendirme Raporu

madde14 sitesinden
Jaakpaat (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 12:40, 27 Mart 2013 tarihli sürüm
(fark) ← Önceki hâli | En güncel hâli (fark) | Sonraki hâli → (fark)
Şuraya atla: kullan, ara

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İnsan Hakları Merkezi tarafından hazırlanan ve "T.C. İltica ve Göç ve İdari Kapasitesini Geliştirme ve Mevzuatı Uygulama Bürosu Tarafından 3 Mart 2010 Tarihinde Paylaşılan “İltica Kanunu” ve “Yabancılar Kanunu” Tasarı Taslakları ve Madde Başlıkları Üzerine Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İnsan Hakları Merkezi Tarafından Hazırlanan Değerlendirme Raporu" başlığını taşıyan metnin giriş bölümünü aşağıda bulabilirsiniz.


Raporun Türkçe tam metni için tıklayınız.





  T.C. İltica ve Göç ve İdari Kapasitesini Geliştirme ve Mevzuatı Uygulama Bürosu Tarafından 3 Mart 2010 Tarihinde Paylaşılan “İltica Kanunu” ve “Yabancılar Kanunu” Tasarı Taslakları ve Madde Başlıkları Üzerine Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İnsan Hakları Merkezi Tarafından Hazırlanan Değerlendirme Raporu[1]


Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri bir iltica kanunu olmamıştır. İltica konusu uzun yıllar 1934 yılında çıkan İskân Kanunu’nda göç konusu ile birlikte düzenlemiş, 1994 yılından sonra ise evrensel bir insan hakkı olan iltica, kanun yerine bir yönetmeliğe konu olmuştur. Değerlendirmeye konu bu tasarı taslağı yasalaştığı takdirde Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilk gerçekleşecektir. Bir iltica kanunun çıkması Türkiye’de uluslararası koruma bekleyen yaklaşık 18,000 sığınmacı ve mülteci kadar, 1951 Cenevre Sözleşmesi’ne göre mülteci kategorisine girmese de, ülkesine insan hakları hukuku açısından haklı sebeplerle dönemeyecek durumda olan sayısı belirsiz binlerce göçmen açısından da büyük önem taşımaktadır.


Ağustos, 2009 verilerine göre; Türkiye’de 6976 kişi sığınmacı, 10,667 kişi ise mülteci statüsü altında uluslararası koruma beklemektedir[2]. Her ne kadar ikinci rakam, 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Cenevre Sözleşmesi’ndeki tanıma uygun olarak mülteci statüsü değerlendirmesi süreci sonunda uluslararası korumaya hak kazanmış grubu ifade etmekteyse de, bu kişiler Türkiye’de mülteci olarak tanınmadıkları için üçüncü bir ülke tarafından kabul edilmeyi ve uluslararası hukuk tarafından kendilerine sözleşme ile tanınan haklarını kullanmayı beklemektedirler. Ancak bu rakamlar buz dağının görünen yüzüdür. Türkiye’nin İşkenceye ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme’nin 19. Maddesi kapsamında periyodik inceleme nedeniyle 2010 yılı içerisinde görüşülmek üzere Birleşmiş Milletler İşkenceyi Önleme Komitesi’ne sunduğu ülke raporuna göre, 2003‐2008 yılları arasında Türkiye sınırları dahilinde 300,000 “kaçak göçmen” yakalanmıştır. 2009’un ilk dört ayı içerisinde yakalan göçmen sayısı ise 9,429’dur. 2008 yılı içerisinde yakalanan göçmenlerin büyük çoğunluğunu ise Afganistan, Pakistan, Irak ve Filistin uyruklular oluşturmaktadır[3]. Bu yakalanan göçmenlerin içerisinde kaçının uluslararası korumaya ihtiyacı olduğu ve kaçının bu korumaya yakalandıktan sonra erişebildiği ise bilinmemektedir.




  1. Bu Rapor, AÜ SBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü, İnsan Hakları Bilim Dalı Araştırma Görevlisi Cavidan Soykan tarafından kaleme alınmıştır.
  2. Bu rakamlar, raporun yazarı tarafından BMMYK Türkiye Temsilciliği’ne 17.08.2009 tarihinde gerçekleştirilen ziyaret sonucu elde edilmiştir.
  3. UN, Committee against Torture, The third periodic report of Turkey, CAT/C/TUR/3, (26 Ocak 2010), para. 18‐20.



Raporlar.jpg
Raporlar

Konuya Göre: Türkiye · Suriye · Yunanistan · Avrupa · Ortadoğu · Afrika · Asya · LGBTT · İklim Mültecileri
Yıllara Göre: 1999 · 2000 · 2001 · 2002 · 2003 · 2004· 2005 · 2006 · 2007 · 2008 · 2009 · 2010 · 2011 · 2012 · 2013 · 2014 · 2015 · 2016 · 2017 · 2018 · 2019