UMHD - Umuda kapanan kapı, Avrupa'nın mültecilere bakışı

madde14 sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Uluslararası Mülteci Hakları Derneği (UMHD) tarafından Mayıs 2016'da yayınlanan Umuda kapanan kapı, Avrupa'nın mültecilere bakışı başlıklı raporun Giris bölümünü aşağıda bulabilirsiniz.



Raporun Türkçe tam metni için tıklayınız.


---

GİRİŞ


Mülteci; 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi’nde “ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan veya söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen her şahıs”[1] olarak tanımlanmıştır.

Tanımda belirtilen unsurların dışında, bugün savaş, kıtlık, doğal afetler gibi nedenlerle de milyonlarca insan yerlerinden edilmiş veya olmuş ve maalesef geri dönemeyecekleri bir yolcuğa çıkmıştır. Arkalarında yıkık şehirler, terör, kaos ve savaşı bırakan bu insanlar, vatanlarından canları pahasına kaçarken, kendi ülkeleri nezdinde en iyi ihtimalle muhalif sayılmaktadırlar. Bu da onların geri dönmelerini güçleştirdiği kadar çıktıkları tehlikeli yolculukta, hukuki ve siyasi koruma olmaksızın, istenmedikleri bir ülkeden yine istenmedikleri bir başka ülkeye doğru savrulacakları anlamına gelmektedir.

Bu manada mülteci/sığınmacıların ortak sorunu, vatandaşlık bağı ile bağlı oldukları devletlerinin, dünyanın neresinde olursa olsun vatandaşına sahip çıkması görevini yerine getirmesi bir yana, bazı durumlarda bu insanların bulundukları ülkelerde dahi yakalanmaları ve cezalandırılmaları yönünde çalışmalar yürütmesidir.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (BMMYK) 2015 yılında hazırlamış olduğu “Küresel Eğilimler Raporu”[2] verilerine göre, dünya üzerinde mültecilerin sayısının 55 milyonu aştığı tahmin edilmektedir. Sayının bu kadar fazla oluşu ve sürekli artış göstermesi, dünyada ciddi bir insani krizin yaşandığını ortaya koymaktadır. Günümüzde bu sayıdaki en büyük yüzdeye ise Suriyeliler sahiptir. BMMYK’nın verilerine göre sadece Suriyeli mültecilerin sayısının 5.713.000’e ulaştığı,[3] ülke içinde evlerini bırakıp başka yerlere göç etmek zorunda kalanların sayısının da 7,6 milyonu bulduğu belirtilmektedir [4].

Kaldı ki son dönemde Suriye’deki Rusya varlığı veya DAEŞ tehdidi sebebiyle yine çok sayıda sivil, güvenli gördükleri yerlere gitmek için ülke içinde yer değiştirmek zorunda kalmıştır. Hâlihazırda Suriye’de yerleşik olan ciddi bir nüfusun da Suriye dışına kaçmak zorunda kalması ihtimali gündeme gelmiştir. Suriye halkının bu oranda göç etmek zorunda kalması ile birlikte, Avrupa’da mülteci krizi alarmı verilmiş, sınır güvenliği politikalarıyla sınırlar yükseltilerek bu yöndeki göçün önüne geçilmeye çalışılmıştır. Oysaki hâlihazırda dünyadaki mülteci sayılarına bakıldığında en fazla mültecinin/sığınmacının üçüncü dünya ülkelerinde barındığı görülmektedir. Dünyanın en fakir ülkelerinden Bangladeş’te sadece 1,5 milyon Arakanlı mülteci vardır.

BMMYK verilerine göre Türkiye, göç etmek zorunda kalan Suriyeli mültecilerin/sığınmacıların 2.935.629’una ev sahipliği yapmaktadır. Bu durum Türkiye’yi dünyada en fazla Suriyeli mülteci barındıran ülke konumuna getirmiştir. Lübnan, 1.192.753 kişiyle Türkiye’nin ardından en fazla Suriyeli kabul eden ikinci ülke olurken yine bölge ülkelerinden Ürdün’de de 629.128 Suriyeli mülteci bulunmaktadır.[5]

Bununla birlikte Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Bahreyn gibi bazı Körfez ülkeleriyle Rusya da dâhil olmak üzere yüksek gelirli ülkelerden Japonya, Singapur ve Güney Kore ise Suriyeli mülteciler konusunda kayıtsız kalmaktadır. Avrupa’nın kabul ettiği veya kabul edeceğini açıkladığı mülteci sayıları ise ancak yüzler veya binlerle ifade edilmektedir. Dünyanın, özelde Avrupa’nın, yaşanan insani kriz karşısında takındığı tavır hiçbir insani sorumlulukla bağdaşmamaktadır. Zira, Suriye’de beş yılı aşkın bir süredir devam eden savaş, insanların hayatlarını hiçe sayarak çok tehlikeli kara ve deniz yolculuklarına çıkmalarına neden olmaktadır. Bir umudun peşinden Batı’ya giden ve sayıları on binleri geçen mülteciler, bu uğurda Akdeniz’de hayatlarını yitirmekte, ölen mülteci çocuk bedenleri tatil beldelerindeki kumsallara vurmaktadır. Bu çalışma ile bugün sayıları 55 milyonadayanmış mültecilerin/sığınmacıların durumuyla ilgili hem Avrupa’ya sorumluluğunu hatırlatmak hem de kamuoyunu bilgilendirmek amaçlanmaktadır. Zira bugün yaşanan bu insani duruma Avrupa’nın sömürge tarihi, silah ticareti ve petrol kaynaklarına erişim gibi ekonomik ve siyasi politikalarının sebep olduğu herkesin malumudur. Bu çalışmada Avrupa’nın mültecilere bakışı sayılar, resmî açıklamalar ve anlaşmalar dikkate alınarak eleştirel bir şekilde açıkça ortaya konulmaya çalışılmıştır.


---

  1. 28 Temmuz 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi, Madde 1A (2).
  2. 2015 yılında hazırlanan “Küresel Eğilimler Raporu”, evlerinden kaçmaya zorlanan kişilerin sayısında keskin bir artış olduğunu; 2013 yılında yerinden edilen 51,2 milyon ve on yıl önce yerinden edilen 37,5 milyon kişiye kıyasla 2014 yılı sonunda 59,5 milyon kişinin zorla yerlerinden edildiğini göstermektedir. 2013 yılından bu yana gözlemlenen artış, tek bir yılda görülen en yüksek artıştır. 2015 yılında da bu sayının benzer oranda arttığı tahmin edilmektedir.
  3. BMMYK, “UNHCR: Suriyeli mültecilerin toplam sayısı ilk kez 4 milyonu geçti”, http://www.unhcr.org.tr/?content=648 (20.12.2015).
  4. BMMYK, “UNHCR Küresel Eğilimler Raporu, Basın Açıklaması”, http://www.unhcr.org.tr/?content=640 (22.12.2015).
  5. BMMYK, “UNHCR: Suriyeli mültecilerin toplam sayısı ilk kez 4 milyonu geçti”.

Raporlar.jpg
Raporlar

Konuya Göre: Türkiye · Suriye · Yunanistan · Avrupa · Ortadoğu · Afrika · Asya · LGBTT · İklim Mültecileri
Yıllara Göre: 1999 · 2000 · 2001 · 2002 · 2003 · 2004· 2005 · 2006 · 2007 · 2008 · 2009 · 2010 · 2011 · 2012 · 2013 · 2014 · 2015 · 2016 · 2017 · 2018 · 2019