AB Komisyonu 2015 Türkiye İlerleme Raporu

madde14 sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Avrupa Komisyonu tarafından Avrupa Parlamentosu'na ve Konsey'e sunulan "Türkiye 2015 Yılı İlerleme Raporu"nda göç ve iltica alanını içine alan Adalet, Özgürlük ve Güvenlik başlıklı 24. fasılın iltica ve göç ile ilgili bölümlerinin Türkçe tercümesini aşağıda bulabilirsiniz.

Raporun Türkçe tam metnine ulaşmak için tıklayınız.






4.24. Fasıl 24: Adalet, Özgürlük ve Güvenlik


AB'nin, sınır kontrolü, vizeler, dış göç ve iltica ile ilgili ortak kuralları bulunmaktadır. Schengen işbirliği, AB içinde sınır kontrollerinin kaldırılmasını gerektirmektedir. Örgütlü suçlarla mücadele ve terörizm ile adli, polis ve gümrük işbirliği konularında da işbirliği yapılmaktadır.

Türkiye, adalet, özgürlük ve güvenlik alanında kısmen hazırlıklıdır. Geçen yıl, zorlu bir ortamda bazı ilerlemeler kaydedilmiŞtir. Türkiye, Suriye ve Irak'tan gelen ve 2,2 milyonu geçen sayısıyla giderek artan mülteci akını karŞısında, önemli ölçüde ve diğer ülkelere nazaran emsalsiz bir insani yardım ile destek sağlamak üzere kayda değer çaba sarf etmeye devam etmiŞtir. Vize serbestisi yol haritasının kriterlerini karŞılamaya yönelik reformları baŞlatmıŞtır. Ekim'de, ortak sorumluluk, karŞılıklı taahhütler ve bunların yerine getirilmesine dayanan kapsamlı bir iŞbirliği gündeminin bir parçası olarak mültecilere ve göç yönetimine iliŞkin bir AB-Türkiye Ortak Eylem Planı, AB Zirvesi tarafından memnuniyetle karŞılanmıŞtır. Gelecek yıl, Türkiye'nin özellikle:

  • Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun etkili bir Şekilde uygulanması için ihtiyaç duyulan kurumsal ve düzenleyici yapıların (örneğin, hizmetler, birimler, mevzuat) oluŞturulmasını tamamlaması;
  • Geçici koruma kapsamındaki Suriyeliler için iŞgücü piyasasına eriŞimin sağlanmasına iliŞkin mevzuatı kabul etmesi ve uygulaması;
  • AB üye devletleri ile adli ve polis iŞbirliğinin kolaylaŞtırılması amacıyla Avrupa standartları ile uyumlu kiŞisel verilerin korunmasına iliŞkin kanunu kabul etmesi ve uygulaması gerekmektedir.

(Örgütlü suçlarla mücadele ile ilgili belirli tavsiyeler için ayrıca bkz. bölüm 2.3)

Düzenli ve düzensiz göç

Geçen yıl, Suriye ve Irak'ta yaŞanan olaylar, Türkiye'nin görülmemiŞ sayıda mülteci ve yerlerinden olmuŞ kiŞi ile muhatap olmasını gerektiren büyük bir sınamayla karŞı karŞıya kalması sonucunu doğurmuŞtur. Türkiye, hızla yaygınlaŞmakta olan komŞu ülkelere giden "yabancı terörist savaŞçılar" olgusu bakımından kavŞak noktası olmasının yanı sıra kaynak ülke durumundadır. Coğrafi konumu ve bölgedeki geliŞmeler nedeniyle Türkiye, Asya ve Afrika'dan Avrupa'ya göç eden düzensiz göçmenler için transit ülke olmaya devam etmektedir.

Yasa dıŞı sınır geçiŞlerinde 2013 yılına kıyasla %47'lik bir artıŞ ile 2014'te 58.000'den fazla kiŞi yakalanmıŞtır. Türkiye'den Yunanistan'a gitmek üzere Ege Denizi'ni geçen üçüncü ülke vatandaŞlarının sayısı 2014'ün aynı dönemine kıyasla altı kat artarak Eylül baŞı itibariyle 245.000'e ulaŞmıŞtır. Geçen yıl, üçüncü ülke vatandaŞlarını taŞıyan daha çok sayıda yük gemisi, Türkiye sahillerinden (büyük ölçüde Mersin limanından) AB'ye, özellikle Italya'ya

hareket etmiŞtir. Türkiye'nin kolluk güçlerinin müdahalesi, bu yeni insan kaçakçılığı Şeklinin azaltılması ve kaçakçıların rotalarını Italya'dan Yunanistan'a çevirmeleri sonuçlarını doğurmuŞtur. Türkiye, caydırıcı yaptırımlar uygulanmasını sağlamak ve suçlu bulunanların malvarlıklarına el koymak suretiyle söz konusu ağlara karŞı aldığı ilgili kolluk tedbirlerini ve yasal tedbirleri artırmalıdır. Ayrıca, Yunanistan sahil güvenlik ve polis kuvvetleriyle iŞbirliği yapılması da dâhil olmak üzere Türkiye'nin Ege sahillerinden düzensiz geçiŞleri önleme kapasitesini de güçlendirmelidir.

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 2013'te yürürlüğe girmesinin ardından, Göç Idaresi Genel Müdürlüğü faaliyetini, düzenleyici ve kurumsal konular üzerinde yoğunlaŞtırmıŞtır. Mayıs'ta, Emniyet Genel Müdürlüğünden, il düzeyinde yönetim sorumluluklarını devralmıŞtır. Hâlihazırda 1.740 olan ve 2017 sonu itibariyle 3.000 düzensiz göçmeni barındırması hedeflenen "geri gönderme merkezlerinin" kapasitesini artırma çalıŞmalarına devam edilmiŞtir.

Türkiye-AB Geri Kabul AnlaŞması, 1 Ekim 2014 tarihinde yürürlüğe girmiŞtir. AnlaŞma 30 Eylül 2017 tarihine kadar sadece, her iki tarafın vatandaŞları ile Türkiye'nin geri kabul anlaŞması imzaladığı ülkelerden gelen düzensiz göçmenler için geçerlidir. Türkiye-AB Ortak Geri Kabul Komitesinin ilk toplantısı 13 Temmuz 2015 tarihinde yapılmıŞtır. Geri Kabul AnlaŞması'nın tüm üye devletlere için tam ve etkili Şekilde uygulanması da vize yol haritasında yer alan kriterlerden biridir.

Türkiye, aynı zamanda düzenli göç konusunda da önemli bir hedef ülke haline gelmiŞtir. 2014 sonunda, Türk olmayan 314.000 farklı uyruklu kiŞiye Türkiye'de geçici ikamet izni ve AB vatandaŞı olmayan 43.656 kiŞiye çalıŞma izni verilmiŞtir.

Iltica

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun tüm hükümleri Nisan 2014'te yürürlüğe girmiŞtir. Türkiye Mültecilerin Hukuki Statüsüne iliŞkin 1951 tarihli Cenevre SözleŞmesi'ni, yükümlülüklerini sadece Avrupa'dan gelen mülteciler ile sınırlayan coğrafi sınırlamayla uygulamaya devam ediyor olmasına rağmen söz konusu Kanun büyük ölçüde AB müktesebatı ile uyumlu bir iltica sistemi oluŞturmaktadır.

Türkiye, Suriyeli mültecilere koruma sağlamak amacıyla önemli ölçüde ve kesintisiz çaba sarf etmiŞtir. Türkiye bugün, dünyadaki en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yapmaktadır. Kayıt altına alınan yaklaŞık 2 milyon Suriyeliye geçici koruma sağlanmıŞtır. Mültecilerin yaklaŞık 270.000'i Türkiye'de 10 ilde bulunan, Afet ve Acil Durum Yönetimi BaŞkanlığı idaresindeki 25 kampta ve 1,7 milyondan fazlası da ülke çapında halk arasında yaŞamaktadır. Sivil toplum kuruluŞları, kamplarda hizmet sunulması bakımından sınırlı eriŞime sahiptir. Kayıtlı ya da kaydedilmeyi bekleyen Suriyeli olmayan toplam sığınmacı sayısı artmaya devam etmiŞ ve Mayıs'ta yaklaŞık 230.000'e ulaŞmıŞtır. Türkiye'deki Suriyeli olmayan mülteci nüfusu arasında en büyük grubu Iraklılar oluŞturmakla birlikte Afgan, Iranlı ve Somalili mülteciler de büyük gruplar oluŞturmaktadır.

Bu kadar büyük bir mülteci ve yerlerinden olmuŞ kiŞilerin kitlesel akınının yönetilmesi, hâlihazırda bu amaçla 6,7 milyar avrodan fazla harcama yapmıŞ olan Türkiye için önemli bir sorundur. Ekim 2014'te kabul edilen, geçici korumaya iliŞkin yönetmelik Suriyeli mültecilere odaklı olup sağlık, eğitim, sosyal destek ve çeviri hizmetleri gibi temel hizmetlere eriŞim için ön koŞul olarak kayıt Şartını getirmektedir. Bu yönetmelik, geçici koruma kapsamındaki kiŞilerin iltica prosedürlerine eriŞimlerini kapsamamaktadır.

Yetkililerin övgüye değer çabalarına rağmen, yaklaŞık 500.000 mülteci çocuk eğitime eriŞim sağlayamamıŞtır. Kampların dıŞında ikamet eden mülteciler, temel hizmetlere eriŞimde hâlâ büyük zorluklarla karŞı karŞıyadır. Türkiye çapındaki 80 uydu Şehir, Suriyeli olmayan mültecilere yönelik ulusal barınma sisteminin bir parçasıdır. Makul yaŞam koŞulları ve temel hizmetlere eriŞim bakımından kabul kapasitesi, Şehirden Şehire değiŞiklik göstermekle birlikte genel olarak sınırlıdır. Bu durum yerel kapasite ve kaynaklar üzerinde önemli bir yük oluŞturmuŞtur.

Geçici koruma kapsamındaki Suriyeli mültecilerin iŞ piyasasına eriŞimlerinin sağlanması, mültecilerin kendi kendilerine yeterliliklerini büyük ölçüde artıracak ve Türkiye'de saygın bir Şekilde kalmalarına imkân tanıyacaktır. Geçici ya da Şartlı koruma altındaki kiŞilere çalıŞma izni baŞvurusu yapma imkânı sağlayan mevzuatın yasalaŞması konusunda herhangi bir geliŞme olmamıŞtır (Ayrıca bkz. Fasıl 3: İş Kurma Hakkı ve Hizmet Sunma Serbestisi).

Türkiye'nin "geri göndermeme" ilkesine uymadığı durumların olduğu bildirilmiŞ ve bunlar sivil toplum tarafından eleŞtirilmiŞtir.

Vize politikası

Türkiye yüksek güvenlik özelliklerine sahip yeni vize etiketlerini kullanmaya baŞlamıŞtır. Ancak, sınır kapılarında vize vermeye de devam etmiŞtir. Türkiye, 2013 yılında baŞlatıl an e- vize sistemini kapsamlı olarak kullanmıŞtır. Fakat sistem, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nden baŞvuranları "Güney Kıbrıs Rum Yönetimi” ülke seçeneğine yönlendirmek suretiyle fiili bir ayrımcılığa neden olmaya devam etmektedir. Ayrıca e-vize, AB müktesebatı ile uyumlu olmayıp düzensiz göçmenlerin Türkiye'ye giriŞinin tespiti ve önlenmesi bakımından da etkili bir araç değildir. Türkiye'nin AB vize gereklilikleri ve muafiyetlerine uyum sağlaması ve vize politikasını AB üye devletleri ile uyumlu hale getirmesi gerekmektedir.

Türkiye-AB vize serbestisi diyaloğu devam etmiŞtir. Ekim 2014'te Komisyon, ilk uygulama raporunu yayımlamıŞtır. Burada, Türkiye'nin bir dizi kriterin yerine getirilmesi yönünde bazı ilerlemeler kaydettiği teyit edilmekle birlikte, üye devletlere karŞı mevcut geri kabul yükümlülüklerinin uygulanmasının iyileŞtirilmesi de dâhil olmak üzere çok sayıda önemli politika alanında ilerleme kaydetmesi gerektiği de vurgulanmıŞtır. Komisyon, vize diyaloğu çerçevesinde 2016'nın ilk çeyreğinde ikinci vize raporu için temel alacağı uzman ziyaretini, Nisan-Temmuz 2015'te Türkiye'de gerçekleŞtirmiŞtir.

Schengen ve dıŞ sınırlar

Türkiye, entegre sınır yönetimi sisteminin ve tek bir sivil sınır birimi oluŞturulması yönünde adım atmamıŞtır. Mevcut sınır yönetimi birimleri arasındaki koordinasyon ve iŞbirliğinin iyileŞtirilmesi gerekmektedir.

Olası güvenlik risklerinin tespiti amacıyla, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı hâlihazırda 307 havayolu Şirketinin 200'ünden varıŞ öncesi yolcu bilgisi almaktadır. 200 polis memuru, sahte ve hileli seyahat belgelerinin tespiti konusunda eğitim almıŞtır. Bununla birlikte, Emniyet Genel Müdürlüğünün uluslararası havaalanlarının transit geçiŞ bölgelerindeki ve sınırlar kapılarındaki pasaport kontrollerini güçlendirmesi gerekmektedir. Emniyet Genel Müdürlüğü, üye ülkelerin Türkiye'de görevlendirilen göç irtibat görevlileri ile bilgi değiŞimi ve operasyonel iŞbirliğinin daha fazla geliŞtirilmesi yönünde teŞvik edilmektedir.

Türkiye, ortak kara sınırlarında Bulgaristan ve Yunanistan ile sınır iŞbirliğini iyileŞtirmiŞtir. Mayıs'ta üç ülke, Kaptan Andreevo sınır geçiŞ noktasında ortak iŞbirliği merkezinin kurulmasını öngören gümrük ve polis iŞbirliği anlaŞmasını imzalamıŞtır. AnlaŞma'nın hâlihazırda onaylanması ve uygulanmaya baŞlanması gerekmektedir. AB, kara sınırlarında görevli yerel personel arasındaki günlük irtibatın kolaylaŞtırılmasına yardımcı olmaya devam etmektedir.

Deniz sınırları ile ilgili olarak, Türkiye ve Yunanistan, ikili geri kabul protokolü kapsamında düzenli toplantılar yapmıŞlardır. Ege Denizi'nde arama ve kurtarma operasyonlarına yardımcı

olmak amacıyla bilgi değiŞimi yoğunluk kazanmıŞtır. Ege ve Doğu Akdeniz'de Türk Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından baŞlatılan sırasıyla, Ege’de Umut ve Güvenli Akdeniz operasyonları olumlu geliŞmeler olmakla birlikte sorunun tamamen çözülmesi bakımından yetersiz kalmaya devam etmektedir.

Düzensiz geçiŞlerin engellenmesi amacıyla, baŞta Suriye sınırı olmak üzere kara sınırı gözetiminin güçlendirilmesi için bazı adımlar atılmıŞtır. Bununla birlikte kara sınırları büyük ölçüde, sınır yönetimi konusunda uzmanlaŞmaları yönünde teŞvik edilmeyen görevlilerin yönetimindeki, sınırlı eğitime sahip zorunlu askerlik hizmetini yapan kiŞilerden oluŞan kara kuvvetleri birlikleri tarafından yönetilmeye devam etmektedir. Risk analizini üstlenen sınırdan sorumlu münferit makamlar için üzerinde anlaŞmaya varılmıŞ kurallar ve iŞleyiŞ prosedürleri bulunmamaktadır. Sınır yönetimi makamları, rotasyona tabi olmayan uzmanlardan oluŞmalıdır.

Cezai ve hukuki konularda adli iŞbirliği

Cezai konularda uluslararası adli iŞbirliğine iliŞkin kanun taslağı hâlâ kabul edilmemiŞtir. Cezai Konularda KarŞılıklı Adli Yardıma iliŞkin Avrupa SözleŞmesi'nin ikinci ek protokolü ve Suçluların Iadesine Dair Avrupa SözleŞmesi'nin üç ek protokolü hâlâ imzalanmamıŞtır. Hükümlülerin Nakline Dair Avrupa SözleŞmesi'nin ek protokolü imzalanmıŞ ancak henüz onaylanmamıŞtır. Türkiye, Rusya Federasyonu ile cezai konularda karŞılıklı adli yardıma ve suçluların iadesine iliŞkin bir anlaŞma imzalamıŞtır. Ayrıca, Moğolistan ile de cezai ve hukuki konularda adli iŞbirliğine iliŞkin bir anlaŞma imzalamıŞtır. AB üye devletleri, Türkiye'den suçluların iadesine iliŞkin 131 talebi, Türkiye ise iade taleplerinden beŞ tanesini kabul etmiŞtir. Ayrıca, 27 hükümlünün Türkiye’ye, beŞ hükümlünün de AB üye devletlerine nakli kabul edilmiŞtir. Türkiye, Eurojust'un düzenli toplantılarına katılarak bilgi ve belge paylaŞımında bulunmaktadır. Bununla birlikte, Avrupa standartları ile uyumlu bir kiŞisel verilerin korunması kanununun bulunmaması, Eurojust ile iŞbirliği anlaŞması yapılmasına yönelik müzakerelerin baŞlamasını da engellemeye devam etmektedir.

Cezai ve hukuki konularda adli iŞbirliği konusunda Türkiye, 1996 tarihli Velayet Sorumluluğu ve Çocukların Korunmasına yönelik Tedbirler Yönünden Yetki, Uygulanacak Hukuk, Tanıma, Tenfiz ve IŞbirliği Hakkında Lahey SözleŞmesi'ne hâlâ taraf değildir. Türkiye, iiddet Suçları Mağdurların Zararlarının Tazmin Edilmesine iliŞkin Avrupa SözleŞmesi'ni hâlâ onaylamamıŞtır. Türkiye, uluslararası Lahey hâkimler ağı için bir temas kiŞisi hâkim atamıŞtır.

Polis iŞbirliği konusunda Türkiye, üye devletlerin çoğu ile terörizmle ve suçla mücadelede bilgi paylaŞımı ve ortak operasyonlara imkân tanıyan iŞbirliği anlaŞmaları imzalamıŞtır. Ancak bu anlaŞmalar düzensiz Şekilde uygulanmıŞtır. Avrupa standartları ile uyumlu bir veri koruma kanunun olmaması, stratejik iŞbirliği anlaŞması bulunmasına rağmen, Europol ile operasyonel iŞbirliği anlaŞmasının akdedilmesini ve üye devletlerin emniyet birimleri ile iŞbirliğini engellemektedir.

Örgütlü suçlarla mücadele

Rapor Dönemi Performansı

Türkiye, Asya ve Batı Avrupa arasındaki uyuŞturucu hatları üzerinde bir geçiŞ ülkesi olmaya devam etmektedir ve Türkiye'deki suç örgütleri, Avrupa'da uyuŞturucu ticareti yapılmasında ve uyuŞturucunun dağıtımında önemli rol oynamaktadır. Rapor döneminde, Türk kolluk birimlerinin baŞarılı operasyonları sonucunda 123.115 kg kenevir, 393 kg kokain, 12.756 kg eroin ve 3.600.831 ekstazi tableti ele geçirilmiŞtir. Yedi ülke ile (Almanya, Fransa, Avusturya, Isveç, Ingiltere, Kanada, Gürcistan) on iki operasyon gerçekleŞtirilmiŞtir. Erken uyarı sistemi çalıŞma grubu tarafından yürütülen faaliyetlerin bir sonucu olarak, toplam 340 yeni psikoaktif madde UyuŞturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun kapsamına dâhil edilmiŞtir.

Emniyet Genel Müdürlüğünün uyuŞturucu ile mücadele için 159 narkotik köpeği bulunmaktadır.

2014'de, 14 insan ticareti mağduru tespit edilmiŞ ve 749 insan taciri Şüphelisine karŞı 71 adli dava açılmıŞtır. 25 sanık ceza almıŞtır. 44 insan tacirine karŞı yaptırımlar uygulanmıŞtır. Insan ticareti mağdurları için 157 yardım hattı 7/24 çalıŞmaktadır ve uluslararası aramalar da dâhil olmak üzere farklı dillerde hizmet vermektedir. 157 yardım hattı sayesinde en az 180 mağdur kurtarılmıŞtır. AB üye devletlerinde yürütülen soruŞturmalar, sahte sigara üretimi ve kaçakçılığında Türkiye'yi menŞei ülke olarak göstermeye devam etmektedir.

Kurumsal ve operasyonel kapasite

Insan ticareti ile mücadelenin her veçhesiyle koordinasyonundan ve mağdurların korunmasından sorumlu Göç Idaresi Genel Müdürlüğü, insan ticareti mağdurlarının korunmasına yönelik bir birim oluŞturmuŞtur. Ulusal yönlendirme mekanizması gözden geçirilmektedir. Bununla birlikte, Türkiye insan ticareti ile mücadeleye iliŞkin mevzuatı yürürlüğe koymamıŞ ve Insan Ticaretine KarŞı Eyleme IliŞkin Avrupa Konseyi SözleŞmesi'ni de onaylamamıŞtır. Türkiye'nin insan ticareti mağdurlarını kabul etme kapasitesi gibi insan ticareti mağdurlarını tespit etme kapasitesi de hâlâ sınırlıdır. Istanbul, Ankara ve Antalya'da, - tamamı STK'lar tarafından iŞletilen- mağdurlara yönelik sığınma evleri bulunmaktadır. Buralarda, adli, psikolojik ve tıbbi yardım sağlanmaktadır.

Yargı ve kolluk makamları, tanık koruma alanında iŞbirliğine iliŞkin mutabakat zaptı imzalamıŞlardır. 81 ilin neredeyse tamamında tanık koruma Şube müdürlükleri kurulmuŞtur.

Aralık 2014'te 11 ilde 'narkotimler' kurulmuŞtur. Narkotimler, psikologların yanı sıra kamu düzeni ve güvenliğine yönelik personelden oluŞmaktadır. Narkotimler hükümetin uyuŞturucu ile mücadele eylem planının bir parçası olarak ve okullar gibi yüksek risk taŞıyan yerlerin yakınlarında önemli rol üstlenmek amacıyla oluŞturulmuŞlardır. UyuŞturucu ile Mücadele iurası, en az üç yılda bir toplanacaktır ve iuranın aldığı kararların uygulanması ile sonuçlarını tartıŞmak üzere BaŞbakanın baŞkanlık ettiği yeni bir izleme komitesi ise yılda bir kez toplanacaktır. UyuŞturucu ile Mücadele Üst Kurulu, izleme komitesinin kararlarını koordine etmek üzere yılda iki kez toplanmaya baŞlamıŞtır.

Türkiye’nin, Avrupa UyuŞturucu ve UyuŞturucu Bağımlılığı Izleme Merkezine katılımına iliŞkin anlaŞma yürürlüğe girmiŞtir. KoŞulları daha iyi olan tedavi ve rehabilitasyon merkezleri kurarak uyuŞturucu ile mücadelede dengeli bir yaklaŞım takip edilmelidir. Ülke çapında, nüfus ve okul araŞtırması yapılması gerekmektedir. Veri toplama ve analiz kapasitesinin geliŞtirilmesi gerekmektedir.

Yasal çerçeve

Özellikle, Avrupa standartları ile uyumlu kapsamlı bir kiŞisel verilerin korunması kanununun kabul edilmesi ile Türkiye'nin siber suçlar ve tanık koruma alanlarında mevzuatını iyileŞtirmesi gerekecektir. Türkiye, temel uluslararası sözleŞmelere (Örn. 1961, 1971 ve 1988 tarihli BM Uluslararası UyuŞturucu Kontrol Konvansiyonlarına) taraftır.

Stratejik Çerçeve

Türkiye'nin, hâlihazırda 2013-2015 ikinci eylem planı ile uygulamaya konulan, 2010-2015 Organize Suçlarla Mücadele Ulusal Stratejisi bulunmaktadır. Stratejinin uygulanması IçiŞleri Bakanlığı tarafından koordine etmektedir. SoruŞturma kapasitesine iliŞkin olarak bazı ilerlemeler kaydedilmiŞtir.

Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve 2013-2014 Eylem Planı, hâlihazırda UlaŞtırma Bakanlığının koordinasyonunda güncellenmektedir. Stratejinin genel amacı, ortaya çıkan siber tehditleri belirlemek ve ele almaktır.

Türkiye uyuŞturucu ile mücadele 2013-2018 Ulusal UyuŞturucu Politika ve Strateji Belgesi'ni ve 2013-2015 Ulusal UyuŞturucu Eylem Planı’nı kabul etmiŞtir Bunlar, ulusal strateji kapsamında, Türkiye ulusal uyuŞturucu ve uyuŞturucu bağımlılığı izleme merkezi tarafından koordine edilmektedir. Strateji ve eylem planı, koordinasyon, uyuŞturucu arzının azaltılması, önleme, tedavi, rehabilitasyon, uyuŞturucunun neden olduğu zararın azaltılması, ulusal iŞbirliği, veri toplama, araŞtırma ve değerlendirme gibi konuları kapsamaktadır.

Örgütlü suçlar ve yolsuzlukla mücadele, suç gruplarının siyasi, hukuki ve ekonomik sistemler üzerindeki etkilerinin engellenmesinde özellikle önemli olmaya devam etmektedir.

Terörle Mücadele

Türkiye, terörizmin finansmanıyla mücadele rejimini iyileŞtirmiŞtir. Sonuç olarak Mali Eylem Görev Gücü (FATF) Türkiye'yi daimi izleme sürecinden çıkarmıŞtır (bkz. Fasıl 4: Sermayenin Serbest DolaŞımı) Türkiye, Suç Gelirlerinin Aklanması, Aranması, El Konulması ve Müsaderesi ile Terörizmin Finansmanı Hakkındaki Avrupa Konseyi SözleŞmesi’ni henüz onaylamamıŞtır.

Türkiye'nin AB ile yürütmekte olduğu terörizmle mücadele diyaloğu, yabancı terörist savaŞçılar konusuna özel önem atfedilerek aktif Şekilde devam etmiŞtir. Türkiye üzerinden Suriye ya da Irak'a gitmek isteyen yabancı savaŞçıların tespiti amacıyla Türkiye, üye devletlerle iŞbirliğini geliŞtirmiŞtir. Bununla birlikte, Türkiye'nin terör tehdidi değerlendirmesi AB'ninkinden daha farklıdır. Emniyet Genel Müdürlüğünün, diğerlerinin yanı sıra, profillemesinin iyileŞtirilmesi yoluyla Şüpheli yolcuların tespitine yönelik kapasitesini güçlendirmesi gerekmektedir. Türkiye'de AB standartları ile uyumlu kiŞisel verilerin korunmasına iliŞkin bir kanunun bulunmaması ve Türkiye ile AB'de terörün tanımı ve terör suçlarına verilen cezalar arasında farklılık olması nedeniyle, AB üye devletleri ve AB kurumları ile terörizmle mücadele alanında polis ve adli iŞbirliği sınırlıdır.

Gümrük iŞbirliği konusunda daha fazla bilgi için, bkz. Fasıl 29-Gümrük İşbirliği

Avronun sahteciliğe karŞı korunmasına yönelik tedbirler için, bkz. Fasıl 32-Mali Kontrol.




Raporlar.jpg
Raporlar

Konuya Göre: Türkiye · Suriye · Yunanistan · Avrupa · Ortadoğu · Afrika · Asya · LGBTT · İklim Mültecileri
Yıllara Göre: 1999 · 2000 · 2001 · 2002 · 2003 · 2004· 2005 · 2006 · 2007 · 2008 · 2009 · 2010 · 2011 · 2012 · 2013 · 2014 · 2015 · 2016 · 2017 · 2018 · 2019