ECRI - 3. İzleme Dönemi Raporu

madde14 sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

 Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu'nun (ECRI), üçüncü izleme dönemi Türkiye raporunun Mülteciler ve Sığınmacılar ile ilgili bölümünü aşağıda bulabilirsiniz.

Raporun Türkçe tam metni için tıklayınız.




Göç


40. Türkiye, sıklıkla, Batı Avrupa’ya gitmek isteyen kisilerin uğrak yeri olan bir ülke olarak tanıtılmaktadır. Her ne kadar bu konudaki rakamsal bilgiler muğlak olsa da, Türkiye’de göç hareketlerinin 1990’lı yıllarda sürekli olarak arttığı görülmektedir, Türkiye böylece Moldova, Ukrayna, Rusya gibi Doğu Avrupa ülkelerinden, ama aynı zamanda İran ve Irak’tan göç alan bir ülke konumuna gelmistir. Ayrıca, Afrika’dan gelen insanların sayısının da anlamlı bir oranda arttığı söylenmektedir. Bu göç olgusu ilk asamada Türk yetkilileri tarafından hak
ettiği ölçüde dikkate alınmamıstır. Bununla birlikte ECRI, yetkililerin vatandas olmayanların çalısma izinleri ya da insan kaçakçılığı gibi konularda yasal önlemler aldıklarını kaydetmistir. Dolayısıyla yetkililerin, göç sorununa eğilmenin Türk toplumu açısından öneminin bilincine varmıs oldukları anlasılmaktadır.


41. ECRI ikinci raporunda, güvenlik güçlerinin hukuki statüsü bulunmayan göçmenlere karsı uyguladıkları kötü muameleler ve asırı güç kullanmaları konusundaki endiselerini dile getirmisti. Yetkilileri hukuki statüsü bulunmayan göçmenlerle ilgili olarak yolsuzluk olaylarına karısan devlet memurları hakkında sorusturma yapmaya davet etmisti. ECRI, hukuki statüsü bulunmayan göçmen çocuklarının okula kaydolmada zorluklarla karsılastıklarının altını çizmisti.


42. Yetkililer, Türkiye’de 2003 yılında hukuki statüsü bulunmayan 86 000 göçmenin yakalandığı konusunda ECRI’ye bilgi vermislerdir. Türkiye’de toplam kaç göçmenin yasa dısı durumda bulunduğunu saptamak zordur. Türk yetkilileri, 1995-2004 yılları arasında yasa dısı durumda bulunan toplam 481 160 göçmen olduğunu saptamıslardır. Ebeveynlerinin hukuki durumu ne olursa olsun, tüm göçmen çocuklarının okula kaydolma haklarının bulunduğu, ancak ebeveynlerin Türkiye’yi yalnızca bir uğrak yeri olarak gördükleri için çocuklarını yine de okula kaydetmedikleri konusunda yetkililer ECRI’ye bilgi vermislerdir. ECRI, gözaltına alınan kisilerin sıklıkla hukuki olarak muğlak bir statüde bulunduklarını kaydetmektedir, çünkü bu kisiler derhal sınır dısı edilmediklerinde ya da geldikleri ülkeye geri yollanmadıklarında, ihtiyaçlarını karsılamak amacıyla çalısmalarını sağlayacak her hangi bir statüye sahip olmaksızın ve Devlet’ten yardım almaksızın Türkiye’de serbestçe kalabilmektedirler. Afrika kökenli göçmenlerin konumu sıklıkla bu duruma uymaktadır. Bununla birlikte Türk
yetkilileri, 13 Temmuz 2004 tarihinde Kusadası’nda yakalanan 64 Afrikalı arasından iltica talebinde bulunan 24 kisinin çesitli illere yerlesmelerine izin verildiğini bildirmislerdir. ECRI, bir kez Türkiye’den özellikle de Yunanistan’a doğru sınır dısı edilen göçmenlerin, Türkiye’ye dönüs parasını da onlara ödeten sınır kaçakçılarının müdahalesi sonucunda tekrar Türkiye’ye dönmelerinin sık rastlanabilen bir durum olduğunu endiseyle kaydetmektedir.


43. İçisleri Bakanlığını kayıtlarında, 2003 yılında polisin sınırda asırı güç ya da atesli silah kullanması nedeniyle vuku bulan tek bir ölüm vakası bile yoktur. Bununla birlikte ECRI, yasa dısı durumda bulunan göçmenlerin, özellikle de Afrikalıların, yakalanma esnasında ya da gözaltında bulundukları süre içinde güvenlik güçlerinin kötü muamelesine maruz kaldıklarına dair kendisine iletilen raporlardan ötürü endiselenmektedir. Hukuki statüleri, özellikle de iltica talebinde bulunmus olup olmadıkları incelenmeksizin Afrikalı göçmenlerin sistematik olarak gözaltına alındıklarına dair bazı iddialar mevcuttur. İlgili kisilerin iltica talep etme haklarına ve iade etmeme (non-refoulement) ilkesine
saygı gösterilmeden keyfi biçimde sınıra geri götürüldüklerine dair baska iddialar da mevcuttur.


44. ECRI ikinci raporunda, Türk yetkililere hukuki statüsü bulunmayan göçmenlerin isgücünün suiistimal edilmesine ve ayrımcılığa tabi tutulmalarına karsı mücadele etmek yönünde önlemler almayı tavsiye etmistir. ECRI, TBMM’de 27 Subat 2003 tarihinde bu konuda bir yasa kabul edildiğini ve bu yasanın Eylül 2003 tarihinde yürürlüğe girdiğini memnuniyetle kaydetmistir. Bu yasa, münhasıran Çalısma ve Sosyal Güvenlik Bakanlılığının sorumluluğu altında vatandas olmayanlar için bir çalısma izni sistemi yaratmaktadır. Bunun amacı, vatandas olmayanların Türkiye’de yasal yollardan çalısmalarını kolaylastırmaktır ve göçmen isçilerin istihdamı konusunda çıkartılan ilk yasadır.
ECRI özellikle, çalısma izinleri konusundaki uygulamanın bundan böyle Çalısma ve Sosyal Güvenlik Bakanlılığının yetki altında olduğunu ve bunun, İçisleri bakanlığı dahil olmak üzere birden fazla bakanlığın bu konuda yetkili olduğu eski durumdan farklı olduğunu kaydeder. Yasa, ilk kez, vatandas olmayanların ev hizmetlerinde de istihdam edilebilmelerine izin vermektedir. ECRI, bu yeni yasal mevzuatın kaçak göçe ve göçmenlerin Türkiye’de kaçak olarak çalıstırılıp sömürülmelerine karsı daha iyi mücadele edilebilmesine imkan sağlayacağını umut etmektedir.


Tavsiyeler:


45. ECRI, Türk yetkililere Türk topraklarına yasa dısı yollardan girdikten sonra yakalanan kisilerle ilgili insanca çözümler üretmek üzere, kaçak göç sorununa eğilmelerini tavsiye eder. Yetkililer öncelikle bu kisilerin güvenlik güçleri tarafından hiçbir kötü muameleye tabi tutulmamalarını sağlamalıdır. İade etmeme (non-refoulement) ilkesine uyulmasını da gözetmek gerekmektedir.
ECRI, Türk yetkilileri uzun süredir Türk topraklarına yerlesmis olan göçmenlerin hukuki durumunu düzeltmeyi sağlayacak uygun yöntemler bulmaya tesvik eder.


46. ECRI, Türk yetkililere Türkiye’de bir göç politikası olusturma yönündeki çabalarını sürdürmeyi tavsiye eder. ECRI, kaçak göçe ve yasadısı göçmen isçilerin sömürülmesine karsı daha iyi mücadele edebilmek amacıyla Türkiye’de yasayan ama vatandas olmayanlara sunulan hukuki çerçevenin tamamlanıp güçlendirilmesinin önemini vurgular. Aynı zamanda, göçmenlerin bütünlesmis bir Türk toplumunda yerlerini tam olarak almalarına imkan tanıyacak nitelikte bir entegrasyon politikasının gelistirilmesinde de fayda vardır. Bu tür bir politika,
Türkçe dil dersleriyle birlikte, ülkenin kurumları ve hukuku hakkında bilgilendirme kurslarını içerebilir. ECRI, ebeveynlerinin hukuki statüsü ne olursa olsun, göçmen çocukların eğitim imkanlarından faydalanmalarının sağlanmasının önemini vurgular, bu ise bazılarının özellikle Türk dilini öğrenme[1] açısından gerekli düzeye gelebilmeleri için ek önlemler alınmasını da içermektedir.


47. ECRI, hukuki statüleri ne olursa olsun, göçmenleri hedef alan olası negatif klise ve önyargıların gelismesini engellemek amacıyla, toplumun çoğunluk kesimine ve medyaya yönelik bir bilinçlendirme kampanyası açmaya yetkilileri tesvik eder.


İltica Talebinde Bulunanlar Ve Mülteciler


48. ECRI ikinci raporunda, Türk yetkililere Türkiye’de iltica talebinde bulunanların durumunu düzeltmek, özellikle de basvuruları inceleninceye kadar çaresiz durumda kalmalarının engellenmesi için önlemler almayı tavsiye etmistir.


49. İltica talebinde bulunanlarla ilgili mevzuatta ECRI’nin İkinci Raporunun kabulünden bu yana temel bir değisiklik olmamıstır. Dolayısıyla Cenevre Anlasması'nın coğrafi uygulamasına yönelik ve yalnızca Avrupa'dan gelen kisilere mülteci statüsü tanınması ile ilgili kısıtlama geçerliliğini sürdürmektedir. Bununla birlikte, Türk yetkilileriyle Birlesmis Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (UNHCR) ortaklasa öngördükleri paralel koruma, bir üçüncü devlete yerlestirilmeyi beklemekte olan kisiler için Cenevre Anlasması’nda öngörülenlere benzer hakların tanınmasını güvence altına almaktadır. Yetkililer, iltica talebinde bulunanların çalısma izinlerinin olduğu ve Türkiye’nin hemen her
yerinde özel konutlarda yerlesmis oldukları konusunda ECRI’ye bilgi vermislerdir. Bununla birlikte ECRI, çesitli kaynaklardan aldığı bilgilere
dayanarak, iltica talebinde bulunanların çok kırılgan bir durumda olduklarını ve durumları açığa kavusuncaya kadar sefalet içinde yasadıklarını öğrenmis olmaktan ötürü endiselidir. Bu kisilerin ücretsiz sağlık hizmetinden yararlanabildikleri, ancak yeterli hukuki ve sosyal yardım alamadıkları söylenmektedir.


50. ECRI özellikle de, Türkiye topraklarına yasadısı yollardan girdikleri için gözaltına alınan kisilerin, bilgi yetersizliği ve basvuruda bulunmak için tanınan azami 10 günlük sürenin kısalığı nedeniyle, ki bu bir girisimde bulunmayı neredeyse imkansız hale getirmektedir, iltica talebinde bulunma sürecinden yararlanamadıklarını öğrenmis olmaktan ötürü endiselidir. Bu durumda olan kisilerin sayısının tespiti zor olmakla birlikte, yakalanan kisilerin kökenleri nedeniyle sayılarının potansiyel olarak yüksek olması beklenebilir. Devlet memurlarının bu kisilere iltica basvurusunda bulunma hakları konusunda bilgi verme gereği konusunda yeterince duyarlı olmadıkları belirtilmektedir. Aynı
sekilde, Türk yetkililerin iltica talebinde bulunan kisilerin geldiği kimi ülkeleri fazlasıyla kolay yoldan güvenli ülkeler arasında saymaya yatkın oldukları ve bu gerekçeyle iltica taleplerini geri çevirdikleri konusundaki duyumlar da ECRI’yi kaygılandırmaktadır.


Tavsiyeler:

51. ECRI, Türk yetkililere iltica talebinde bulunanların kökenleri konusundaki coğrafi kısıtlamalarından vazgeçmeyi hararetle tavsiye eder, çünkü bu durum uyrukları ya da geldikleri ülke nedeniyle bu korumadan istifade edemeyenlere karsı bir ayrımcılık teskil etmektedir.


52. ECRI, Türk yetkililere iltica talep edenlerle iliskiye geçecek olan tüm personel için insan hakları konusunda bir eğitim öngörmeyi ve iltica talebinde bulunanların durumu konusunda söz konusu kisilerin girisimlerini kolaylastırma amacıyla bilinç asılamayı tavsiye eder. ECRI, iltica talebinde bulunanların ele alınmasındaki seffaflığın güçlendirilmesi ve iltica talebinde bulunanları hakları konusunda bilgilendirme imkanlarının arttırılması gereğini vurgular. Özellikle de, iltica talebi basvurusunda bulunmak için öngörülen azami sürenin kısalığının ve
yetkililerin güvenli ülkeler konusundaki politikalarının, iltica sürecinin önünde fiiliyatta asılması imkansız engeller olusturmamasına özen gösterilmesinde yarar vardır.


53. ECRI, Türk yetkililere Mülteciler Yüksek Komiserliği ve iltica talebinde bulunanlar için çalısan STÖ’lerle isbirliğini güçlendirerek sürdürmeyi hararetle tavsiye eder. ECRI, Türk yetkilileri iltica talebinde bulunanların ve mültecilerin, özellikle de Avrupa kökenli olmayanlarının yasam kosullarını düzeltmek için gerekli tüm imkanları seferber etmeye tesvik eder.


İnsan Ticareti


54. ECRI ikinci raporunda, Türk yetkililere fuhus amaçlı kadın ve genç kız ticareti olgusunu engellemek ve bu tür ticaretin kurbanı olmus olan kisilere tatmin edici bir yardım ve destek vermek amacıyla gerekli önlemlerin alınması yönünde tavsiyede bulunmustur.


55. Türkiye, fuhus amaçlı kadın ticaretinin hem transit hem de hedef ülkesidir. Bu kadınların önemli bir bölümü Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinden gelmektedir. ECRI, son zamanlarda yetkililerin insan ticaretiyle mücadeleye yönelik önlemler almaya basladıklarını memnuniyetle kaydeder. Ceza Yasası Ağustos 2002’de değistirilmistir ve Eylül 2004’te yeni bir Ceza Yasası kabul edilmistir, bunun
sonucunda da insan ticaretiyle mücadele alanındaki hükümler güçlendirilmistir. Artık Ceza Yasası insan ticaretinin tanımlamakta ve insan ticareti yapanlar için daha ağır cezalar öngörülmektedir. İnsan ticaretiyle mücadele konusunda bir Task Force olusturulmustur ve bu Task Force bu alanda ulusal bir eylem planı hazırlamıstır. Hakimler, savcılar ve güvenlik güçleri için eğitimler de yürütülmektedir. Yetkililer aynı zamanda insan ticaretinin kurbanları için özellikle konut, tıbbi yardım ve insani gerekçelerle geçici ikamet izinleri alanında yardımlar öngörmüslerdir. İstanbul’da insan ticaretinin kurbanlarını ağırlamak için bir merkez kurulmustur.


56. Bununla birlikte ECRI, fuhus amaçlı insan ticaretinin Türkiye’de sorun teskil etmeye devam ettiğini endiseyle kaydeder. Alınan önlemler etkilerini henüz göstermeyecek kadar yenidir. ECRI, kimi devlet memurlarının insan ticaretine karısmıs olmalarından özellikle endise duymaktadır, gerçi bu kisilerin bir kısmının hak ettikleri sekilde cezalandırılmıs oldukları da doğrudur. ECRI aynı zamanda, kimi raporlara bakılacak olursa, medyanın bu konuyu zaman zaman sansasyon yaratacak sekilde ve insan ticaretinin kurbanları hakkında mevcut önyargılara yer vermek suretiyle bu önyargıları körükleyici biçimde yayın yaptığını da kaydeder.


Tavsiyeler:


57. ECRI, fuhus amaçlı kadın ticaretiyle mücadele edilmesi için, bu vahim sorun hakkında özellikle de toplumun ilgili kesimlerine yönelik bir bilinçlendirme çabası ve önleyici girisimlerde bulunmak suretiyle ek önlemler alınmasını tavsiye eder. ECRI, Türk yetkilileri özellikle insan ticareti yapanların kurbanlarını korumaya ve onlara destek olmaya yönelik önlemler üzerinde durmaya tesvik eder.





  1. Aynı zamanda bakınız asağıda: « Eğitim hizmetlerinden yararlanma ».

Raporlar.jpg
Raporlar

Konuya Göre: Türkiye · Avrupa · Ortadoğu · Afrika · Asya · Yunanistan · LGBTT · İklim Mültecileri
Yıllara Göre: 1999 · 2000 · 2001 · 2002 · 2003 · 2004· 2005 · 2006 · 2007 · 2008 · 2009 · 2010 · 2011 · 2012 · 2013 · 2014 · 2015 · 2016 · 2017 · 2018