MAZLUMDER - Kamp Dışında Yaşayan Suriyeli Kadın Sığınmacılar Raporu

madde14 sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (Mazlum-Der) tarafından hazırlanan ve Mayis 2014'de yayınlanan "Kamp Dışında Yaşayan Suriyeli Kadın Sığınmacılar Raporu"nun giriş bölümünü aşağıda bulabilirsiniz.


Raporun tam metni için tıklayınız.


GİRİŞ

Suriye'de 2011 yılında başlayan ve bir iç savaşa dönüşen sosyo-politik süreçte, demokratik talepleri şiddetle bastırılan ve yaşam hakları tehdit altında olan 2,5 milyondan fazla Suriyeli, temel insan haklarından olan sığınma/iltica haklarını kullanarak çeşitli ülkelere göç etti. BMMYK ve Türkiye verilerine göre, bu süreçte ülkeye ilk olarak 29 Nisan 2011 tarihinde giriş yapan Suriyeli sığınmacı sayısının 22 sığınmacı kampında 200 bini, kamp dışında 600 bini aştığı, toplamda ise 800 bine ulaştığı belirtilmektedir. Resmi verilerin çok üstünde olan ve yaklaşık yüzde 80’ini kadın ve çocukların oluşturduğu sığınmacı nüfusunun 1 milyonu aşması öngörülmektedir.


Ülkelerinde yaşadıkları zulümden kaçan sığınmacı kadınlar, erkeklerden farklı olarak, özel korumaya ihtiyaç duymakta, bu nedenle de sığınmacı çocuklar gibi “hassas grup” olarak nitelendirilmektedir.1 Bütün devletler uluslararası sözleşmelerle de teminat altına alındığı üzere ülkelerine sığınan/iltica eden insanlar için temel yaşam koşullarını sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük gereğince sığınmacı kadın ve çocukların güvenlik, bakım, beslenme ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanması öncelikle esastır.


2011 itibarıyla Suriyeli sığınmacılara yönelik önemli çalışmalar ve özverili yardımlar yapılmakla birlikte, son dönemlerde sığınmacıların önemli kısmının, özellikle kamp dışında yaşayanların, asgari insani yaşam koşullarından mahrum olduğu, kimilerinin açık alanlarda ikamet ettiği, barınma, sağlık, eğitim ve beslenme gibi temel ihtiyaçların temininde zorlandığı, kadınların cinsel istismar da dahil ciddi boyutlarda güvenlik sorunu yaşadığı yönünde iddia, haber ve adli bulgular mevcuttur. Toplumsal cinsiyet rolleri sebebiyle toplumda dezavantajlı konumda olan kadınların, sığındıkları ülkelerde “sığınmacı kimliği” ile yaşadıkları sosyal, fiziksel, psikolojik sorunlarla birlikte “cinsiyet kimliği” ile yaşadıkları travmalar ayrıca ele alınması gereken bir olgudur.


Burada bahsi geçen cinsiyet kavramı salt kadın ve erkek arasındaki “biyolojik cinsiyet” farklılığını değil; “toplumsal cinsiyet” olarak kavramsallaştırılmış daha kapsamlı bir sosyo-psikolojik olguyu ifade etmektedir. Sosyal bilimler, cinsiyet kavramını biyolojik farklılık temeli üzerine kurulan; toplumlara göre farklılık arz eden, buna bağlı olarak zamanla değişebilen sosyal bir süreç olarak değerlendirmektedir. Kısaca; “toplumsal cinsiyet”, kişinin toplumsal rolüyle birlikte içsel tanımlamasından ve bu rollerin/farklılıkların temsillerinden oluşan bir kavramdır. Bu kavram, kadınlar salt cinsiyetleri nedeniyle ayrımcılığa ve şiddete daha sık maruz kaldıkları için, “kadına yönelik şiddet” kavramıyla zaman zaman eş anlamlı olarak kullanılmakta2; zamanla toplumsal cinsiyet rolleriyle şiddet içselleştirilirken, uygulanan şiddet bu rolleri yeniden üretmektedir.


Bu çalışmayla, Türkiye’deki Suriyeli kadın sığınmacıların yaşam koşulları ve özellikle cinsel kimlikleri nedeniyle yaşadıkları olumsuzlukların araştırılması, ilgili kurum ve kuruluşların önlem almak üzere konuya dikkatlerinin çekilmesi amaçlanmaktadır.
---



Raporlar.jpg
Raporlar

Konuya Göre: Türkiye · Suriye · Yunanistan · Avrupa · Ortadoğu · Afrika · Asya · LGBTT · İklim Mültecileri
Yıllara Göre: 1999 · 2000 · 2001 · 2002 · 2003 · 2004· 2005 · 2006 · 2007 · 2008 · 2009 · 2010 · 2011 · 2012 · 2013 · 2014 · 2015 · 2016 · 2017 · 2018 · 2019